Harun Yiğit - Vatandaş Osman
ANASAYFA ARA GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM Z.DEFTERİ

BİLGİ ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

Şu DESTANI

Şu DESTANI

Tarih 18 Şubat 2011, 22:23 Editör Harun Yiğit

Tarihçi var, Makedonya'lı İskender'in Milattan önceki yıllarda Türkistan'a kadar gelip başta Semerkant olmak üzere Türkelini zapt etmek istediğini yazar.
Ay oğul!
Tarihçi var, bilmez Makedonya'lı İskender'i, benim gibi düşünür, benim gibi anlatır Aryani (İranlı) Zülkarneyn'i ve Türk Komutan Şu'yu...

 

ŞU DESTANI

 

*

 

Tarihçi var, Makedonya’lı İskender’in Milattan önceki yıllarda Türkistan’a kadar gelip başta Semerkant olmak üzere Türkelini zapt etmek istediğini yazar.

Ay oğul!

Tarihçi var, bilmez Makedonya’lı İskender’i, benim gibi düşünür, benim gibi anlatır Aryani (İranlı) Zülkarneyn’i ve Türk Komutan Şu’yu…

Ay oğul!

Şu kalesinde üçyüz altmış nöbet çalınanda tuğlarda, gök mü gürülderdi, yer mi yarılırdı? Ah bir anlatabilsem!

Ay oğul!

Devlet ola her dem, adil ola.

Devlet ola her dem savaşa hazır ola ordusu.

Anlatayım hele bir, gülce, gülce

Kulak ver de dinle

Dokuz tuğ üzre dokuz kös ve davul çalalım,

Hakanlar,  kağanlar önünde dokuz gün

Yürüyelim Zülkarneyn üstüne

Ya da kullanıp aklımızı dökmeyelim kan

Kavuşsun barışa cihan

Dinle, işit Ay oğul!

 

*

 

(Ş)ükretmezse neler görüyor insan

B(U) yükten çok şeyler veriyor insan

 

Öl(D)ürülen Saka kahramanının

Hil(E)yle alınan yiğit canının

Mani(S)i kalıyor geçen anının

Şükre(T)mezse neler görüyor insan

 

Geçen z(A)mana çağlar tanıktır

Mert ola(N)ın türküleri yanıktır

İnsan can(I) gelip geçen konuktur

Bu yükten çok şeyler veriyor insan

 

*

Ve

Bir gün

İnsanlar

Mışıl, mışıl

Uykusundayken

Komşu devletlerin

Sinsice saldırısı

Gerçekleşti birden bire

Hiç kimsenin başı yastıktan

Kalkmadan oldu tatlı canından

Öldüler rüyalarıyla beraber

Öldüler kadın, erkek, yaşlı ve çocuk

Öldüler bulutları bile göremeden

 

*

……………….Gök Börü’nün katliam ortasından

……………………….Küçük çocuk Şu’yu kaçırışı

 

Etrafını kuşatarak Saka ilinin

Düşmanları iki koldan vurup geliyor

Alevlenmiş yanar durur düşmanın kini

Önlerine çıkan canı kırıp geliyor

…….Yıkmış bendini, yollarını yarıp geliyor

…….Çılgın başı taştan taşa vurup geliyor

…….Suçlu suçsuz hesabını sorup geliyor

 

Kızgın komşuları kılıçtan geçirdi

Saka Türklerinin soyunu sopunu

Küçük bir çocuğu Gök Börü kaçırdı

Büyütüp eğitti bu küçük kağanı

…….Genç Kağan gelişip bilgeliğe erince

…….Düşmandan saklanan soydaşını görünce

…….Saka devletini kurdu yerli yerince

*

……………….Çağların sinesinde şöyle yazar:

………………Ay oğul!

……………..Karanlık çöktüğünde göklere

…………….Yaş yirmiden sonra bir yiğit

……………Açmıştır kutlu bayrağı, toplamıştır ulusu

……………….Ovalar, dağlar, bayırlar seslenirken

………………..Şu!...

………………….Şu!...

…………………..Şu!...

……………….Hazırdı çevresinde

……………….Çadır, çadır Saka Türkünün ordusu

 

Henüz daha çadırlarda boyları

Genç yaşında büyük ordusu vardı

Çevresinde aklı başında beyleri

Soyunu korumak en büyük derdi

…….Kale yaptı Balasagun yanına

…….’’Şu Kalesi’’ dedi kendi şanına

…….Üçyüz altmış altı nöbet çalına

 

*

……………….Ay oğul!

……………….Devlet yönetmek, ordu yürütmek

……………….Öldürmek için değil,

……………...Barış içinde yaşatmaktır insanları

……………..Ay oğul!

…………….Sen de bilirsin ki;

……………Yiğitliğin dokuzu vurmak birisi kaçmaktır

……………..Hele dinle Kağan Şu kaçmadı ama…

……………….Kullandı bilgece aklını

…………………Biz anlatalım sen dinle.

İnsanlar

Ölmekten bıktı

Yakılıp yıkılmaktan

Kıran geldi kıtlıklar çöktü

Umut besleyerek yarına baktı

Yüreğinde yanan koruna baktı

Dağ başını duman bürüdü

Ha deyince binlerce

Atlı yürüdü

Yürüdü

 

Sakalar bir gün kendi başlarıyla buluştu

Günden güne gelişti, büyüdükçe büyüdü

 Akan sular uyudu, düşman uyumaz oldu

 

Kıtlıklar ve savaşlar, çekişmeler bitmiyor

Çok ocaklar tütmüyor, olmasaydı dövüşler

Hayâl olur sevişler, yürekler duymaz oldu

 

Gün

Geldi

Zülkarneyn

Ordusuyla

Yürüdü ta

Asya içlerine

Adamları geldiler

Türk kağanını gördüler

Bir bir hallerini dediler

‘’Zülkarneyn bize doğru geliyor

Ne yapalım bu adamla söyleyin

Emrinizi bekliyoruz

Bir hışımla yürüyelim üstüne

Havada kan kokluyoruz’’

Hâlbuki

Kağan Şu çok önce kararlar aldı

Kumandanlarını gizlice saldı

Gözcü Hucend vadisine geldi

Haber gitti ‘’Bekliyoruz’’

Kırk gözcü

Gizliden gizli

Yaklaştılar yavaşça

Zülkarneyn’i takibe aldı

 

İşte bunun

Bir gümüş havuzu vardı

Kağan Şu’nun

Havuzunda kazı vardı

‘’Savaşalım mı?’’

Diye soranlara

Kağan şunu dedi:

‘’Şu kazlara ördeklere bakın hele ders size

Havuzdaki eğlenceyi bozanlara sorsak hele’’

 

‘’Zaman kötü, bir gün bari temiz suya kan düşmese

Bizim halimizden bize kızanlara sorsak hele’’

 

‘’Huzurlara yoldan kara haber getirenler hani

Kılıçları bir kez çekip tozanlara sorsak hele’’

 

Çıktı Zülkarneyn yola, geliyor öldürerek

Önceden gelmiş şanı, atı dörtnal sürerek

Korku salmakmış işi nice başlar vurarak

..…..Şu geçen savaşlara içimizle yanmalı

…....Küsülen barışlarda tarihini anmalı

…....Kovana sahip çık ki, arı gibi olmalı

 

Kağan’ın

Bu sözlerini

Duyan halkının

Yüreğine od düştü

Korkup dehşete kapıldılar

Hükümdar savaşa hazırlanmamış

‘’Ne yapacak, ne edecek’’ telaşı

Sardı içten içe korkuyla

 

Halkının yüreğini

Paniği gördü

Kağan ŞU

 

Çaldırdı davulları Sakaların Kağanı

Halkı ile birlikte ta doğuya yürüdü

Üstlerine binecek hayvanları aldırdı

Bürüdü yüce dağlar başını kara duman

 

Her gelen birbirinin hayvanını almıştı

Kimi yayan yapıldak yıldızların altında

Dalmıştı büyük kağan uzun yolda hayale

Geride bırakmıştı gelmeyen birkaç kemi

 

Kan dökmeden halkını kaçırmıştı savaştan

Sabah olunca Kağan, konakladı ovada

Sakalar çok sevindi, telef olmamıştı can

Havada kuş sesleri, yerde toprak kokusu.

 

***

Tarihte az rastlanır eşine

Eşinerek tırnaklarıyla toprağı

Toprağın içine ulusunu saklayan

Saklayanlar öfkesini, muvaffak olmuş

Olmuşun, ölmüşün çaresi yoktur

 

Yoktur böylesi, savaştan kaçan

Kaçanlar ödlek dese de cahiller

Cahillerin elinde oyuncak oluyor barış.

Barış ancak bilge işi

İşi savaşmak olan kişi

Kişiliğin kaybedendir

Bedendir acıları çeken

Çeken ortada ya çektiren?

Çektiren azınlıkta elbet

Elbet çoğunlukta çekenler

Çekenlerin acıları ulaşır arşa

 

Arşa çıkan savaşa

Savaşa ‘’Dur’’ diyen yok mu?

Yok mu tarihin akışını tersine çeviren

Çevirenler yönünü rüzgârın

Rüzgarın akışını kötülüğe salsın

Salsın sesini yırtılırcasına sessizliğe

Sessizliğe boğulsun yeryüzü

 

Yüzünü yırtsın toprağın, tek bir tohum

Tohum çatlayıp kucaklasın hayatı

Hayatı tatsın görmediğim cen

Cennete dönsün dünya denen alem.

 

*

.….Ay oğul!

Bilesin ki Türkler, savaşta çok zaman geri çekilerek

Düşmanı peşlerinden sürükler, onu tabiat olayları ile

.…….Yıpratarak zayıf düşürürlerdi.

 

Hele biraz bekleyin, sergiler serelim

 Yaşlı, çocuk saklayın bekleyip görelim

Atlara binsin benim güçlü gözcülerim

Düşmanı bir yoklayın, kaç yiğit yoralım

 

‘’Zülkarneyn buradan gelip geçici’’

Deyip bazıları orada kaldı

‘’Tutunamaz burada, bir gün kaçıcı’’

Deseler de yine kalanı buldu

‘’Yurt yapamaz burayı, konup göçücü’’

Çoğunun içinde korkular saldı

Önüne geleni kesip biçici

Yine yüreklere endişe doldu

Can dediğin bir gün garip uçucu

Ecel dayanınca olanlar oldu…

 

*

 

Bakanlar tepelerde, çoktan arayı açtı

Bak anlar doğru bakan, bu insanlar çok açtı

……….Dağlar kanla yazılmış, bu yazanlar ya deli

……….Çağlar durur nehirler, kanla yıkar yad eli

 

Dağlarım kan revandır, çıkar mı bir gün ahım

Dağlarım yüreğimi, bilmem neydi günahım

............Başımız karpuz gibi, gövdemizde düşüyor

……….Başımız uyutuyor; ‘’Sen hayıra düşü yor’’

 

*

 

……………….Ay oğul!

……………….Demir kapı  dışında yirmi iki boy vardı

……………….Hun, (Türkmen) derlerdi adına

……………….Demir kapı içinde

……………….Zülkarneyn’in yanında iki boy vardı

……………….Kal Aç denirdi adına

……Bu da bir savaş taktiği idi

….…Vakti gelince açmak için o demir kapıyı

……..Ay oğul!

………Yirmi dört gömlek içinde, bir vücuttur Ulusum

 

Uzun yollardan geçip, aştılar nice dağı

Öbek, öbek çadırları yaylalara kurdular

Bir taktik ile geri çekilerek durdular

Korku değil, tersine çevirmek için çağı

 

Bir kişiye bel bağlamış koca tarih akışı

Gelecek, topraktaki solucanın sezgisidir

Ana rahmine düşen çocuğun yazgısıdır

Bin canı telef eder, bir kişinin bakışı

 

Yeşerir bazen hayat, dibinde bir kayanın

Döne, döne yüzünü, bakar güneşe, aya

Sancılanır, acıya banıp gelir dünyaya

 

Çok sır saklı içinde, işlenen her oyanın

Yeni bir can yaratmak, sevdalanmak da öyle

Dayanmalı sevdalanan, doğuran ana gibi

 

*

……………….Ay oğul!

……………….Türk Eli bozkırında

……………….Nal sesleri duyulanda

……………….Aral’dan Çin Seddine

……………….Gök Börüler, Kürşatlar

………………. Yollara koyulanda

……………….Karşılaşsa öncü güçler

……………….Türk’ün aklı galip gelir

……………….Gelir de,

……………….Kutlu bayrak yükselir.

 

Zalim Zülkarneyn orduyla, düştü Türklerin peşine

‘’Gece baskın yapın’’ diye Seçilmiş yiğitler yolladı

 

Saka kağanı Şu, güçlü orduları görür görmez

Çekilmektir düşüncesi, bu savaşa izin vermez

Kapılarına dayanan düşmanlar yerinde durmaz

Zalim Zülkarneyn orduyla, düştü Türklerin peşine

 

Yüksek, yüksek dağlar aşıp nice yollar dolaştılar

Süre, süre atlarını Çin yurduna ulaştılar

Genç savaşçılar bir bilge savaşçıyla buluştular

‘’Gece baskın yapın’’ diye Seçilmiş yiğitler yolladı

 

*

……………Ay oğul!

……………Günlerden bir gün Kağan Şu’nun yiğitleri

……………….Yaparlar gece baskını.

……………….Çerilerden birini

……………….Böler ortadan kılıçla ikiye

……………….Dökülür altın dolu kemeri

……………….Kanlar içinde yere.

……………….Altın han- Altın Kan denir

 ……………….Şimdi bile o yöreye

 

Türkler gece saldırıyor

Kında kılıç sesi vardı

Kimler kimi öldürüyor

Kinde kanın hası vardı

 

Her vuruşta şimşek çakar

Yer gök şahit olmuş bakar

Kavgalarda vücut denen

Handa canın yası vardı

 

Bir düşmana kılıç vurdu

Her vuruşta gövde yardı

Belde altın dolu kemer

Bir vuruşta süsü kırdı

 

Yara sızlar, kılıcın değip kestiği tende

Acı nedir ki acep, ne bilir yarasızlar

Gün olur devran döner, neler görürsün sen gül

Sen gül diye toparla, nerde çiçek görürsen

 

Dilim Söyler sözleri, başım çeker cefayı

Ya derimi yüzseler, kesseler dilim, dilim

Bir bilmece sürüyor şu insanın dünyası

Dün yası ile ağlar, bugün atar kahkaha

 

*

…………….Çadırdan kente dönüşün destanıdır bu

……………….Ay oğul’

……………….Balasagun ikliminde ürün veren

……………….Türklüğün bostanıdır bu

……………….Çağlar çağı bitmedi

……………….Ulusların şom kini

……………….Hala kör bir öfke yaralar

……………….Gökte uçan güvercini

……………….Hile, nefret kin ve öç

……………….Kırar zeytin dalını

……………….Ay oğul!

……………….Tarih böyledir işte

……………….Destan, destan

……………….Çalar kavalını

……………….Zanneder misin ki!

……………….Ebedidir barış atılan imza kalacak

……………….Şehirler kurulsa da

……………….Gün gelir sinsice

……………….Öç yemini alınacak!

 

Zülkarneyn,  gün geldi yurduna döndü

Planlar teper gider

Şu, Balasagun’a gelip yerleşti

Bir söylence kopar gider

 

Türkler kentleşmeyi yeniden kurdu

Çadırdan vazgeçip yaptılar yurdu

Birleşti başlar el ele verdi

Barışları yapar gider

 

Ataları Mu’yu örnek getirdi

Sakalar göçebeliği bitirdi

Şu kalesine bir tılsım yatırdı

Orda kuşlar sapar gider

 

***

Barış gelmişti

Çekilerek gittiler

Herkes gülmüştü

Bir uykuya yattılar

 

Yurdunda doğan

İnsanlarda yarışı

Yiğitti Kağan

Çok sevmişti barışı

 

Gül erken soldu

Uykudan uyandılar

Düşman kin saldı

Kana boyandılar

 

Sinsice gelip

Aryaniler saldırdı

Türk Kağan Şu’yu

Bir hileyle öldürdü

 

***

 

……………….Ay oğul!

….Şu’yu kurtaran Gök Börü neyse sen de o’sun bil

…….Karabulutları göklerimden sil

……….Barışa gülümsesin mor menekşe, karanfil

…………Barış diye yan gelip de yatma hiç

…………….Bu destandan örnek al

……………….Destandır ki çok ilginç!

 

***

Yağız atlar kişneyende ovada

Cenk davulu gümleyende havada

Türk evladı uyur mu hiç yuvada?

Akıl gerek bilek gerek yurt için

Açılmayan kapıları açmaya

Aşılmayan yüce dağları aşmaya

Işıkları karanlığa saçmaya

İlim, irfan, bilgi gerek kurt için

Destanlarım beni bana anlatır

Zaman unutkandır derler, unutmaz hatırlatır,

Kendisini bilmeyen, bir gün yurdunu satar,

Balasagun yaylasında, Şu adında yiğit yatar…

 

 

 Harun YİĞİT
 
 

Bu haber 681 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Şu Destanı

  • Bu kategoriye henüz haber eklenmedi.
Öküz- Desem Öküzler Darılır20 Aralık 2011

TARİH SAAT

Vatandaş Deyişi

 
Uyuyanı Uyarayım diyerek
Yıllarca taş attım elalem baktı
Sustum, bir kenara postu
yayarak
Kendi attığım taş canımı
 yaktı
                        Harun Yiğit
 
 

HAVA DURUMU


Türkü Radyo






İstek Tıkla

Harun Yiğit ''Vatandaş Osman''. Burada yayınlanan tüm eserlerin telif hakları saklıdır. Web adresim kaynak gösterilmeden hiç bir yerde yayınlanamaz.
RSS Kaynağı |Kurulum  Mehmet SÖKMEN - 05325258493 | Yazarlık Başvurusu